SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Eğitim > Eğitim Bölümleri > Din Kültürü Ahlak Bilgisi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 06-07-2016, 08:15 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Mekke’nin Fethinden Önce Yaşananlar


Mekke’nin Fethinden Önce Yaşananlar MEKKE’NİN FETHİNE DOĞRU
Hz. Muhammed, Mekke’de bulunduğu yıllarda tebliğ ettiği İslam’a, küçük de olsa bir mümin topluluğunun katılışım sağlamış, bir cemaat kurulmuş, bir din doğmuştu. Medine’de ise Mekke’de vaaz ettiği bu dini uygulamaya koymak imkanı buldu. Önderliğini yaptığı dini-siyasi parti, Hicret’ten beş yıl soma eritemediği yabancı unsurları tasfiye etmiş, bağımsız bir askeri güç oluşturmuş ve komşuları tarafından saygı gören bir devlet biçiminde örgütlenmişti. Allah’ın elçisi Hz. Muhammed, bu devletin tartışmasız başkanıydı. Önemli sorunları etrafıyla görüşüyor, ama son kararı, çoğu kez Allah’ın gösterdiği işaret doğrultusunda kendisi veriyordu. Medine’de Hz. Muhammed’e gelen vahyin içeriğinde de değişiklikler olmuştu. Mekke döneminin ayetleri (Mekki ayetler) daha çok inanca ilişkinken, Medine’de inen ayetler (Medeni ayetler) daha çok dünyevi hayatın düzenlenmesine ilişkindi. Böylece İslam toplumu kendine has inançları, ibadetleri, yasaları ve kuramlarıyla biçimleniyordu.
Hendek Savaşı’ndan soma Mekkeliler, sıkıntılı bir hareketsizliğe mahkûm olmuşlardı. Düşman bildikleri Hz. Muhammed’e nasıl karşı çıkacaklarını ve onu nasıl alt edeceklerim bilmiyorlardı. Hz. Muhammed ise açıkça saldırmıyordu, ama Mekke’yi ablukada tutmak, Suriye ile ticari bağlarını kopartarak zayıf düşürmek istiyordu. Medine;ye komşu kabilelerle anlaşmalar yaptı, çevre kabileleri İslam’a davet için heyetler gönderdi. Bunlardan Müzeyne kabilesi, Dumatülcendel halkı gibi bazıları İslam’ı kabul etti. Hz. Muhammed’in manevi oğlu Zeyd bin Harise bir Mekke kervanına baskın verdi ve önemli ganimet ele geçirildi. Amcasının oğlu Ali bin Ebu Talib, Hayber Yahudileri ile işbirliği yapan Beni Sad aşiretine yaptığı baskında 500 deve ile 2 000 küçükbaş hayvan ele geçirdi.
628 ilkbaharında Hz. Muhammed, Mekke’de bir «umre» yapmak üzere 1 400 müslümanla birlikte yola çıktı. Yanlarına sadece yolcu silahı olan kılıçlarını ve kurban etmek üzere yetmiş deve almışlardı. Mekke’ye 464 km uzaklıktaki Zulhuleyfe’de ihrama giren Hz. Muhammed ve taraftarlarının herhangi bir savaşçı amaçları yoktu. Ancak Hz. Muhammed’in kalabalık bir mümin topluluğuyla şehre ilerlediğini öğrenen Mekkeliler savaş hazırlıklarına başlamış ve 200 kişilik bir süvari birliğini Müslümanların üzerine göndermişlerdi. Hz. Muhammed bunun üzerine batıya saptı, Mekke’nin 15 km kuzeybatısında, kutsal bölgenin tam sınırında bulunan Hudeybiye’de konakladı. Burada Mekkelilerle görüşmelere başladı; Mekkelilerin temsilcileriyle görüştü ve kendi temsilcisi olarak güçlü Ümeyye ailesinden damadı Osman bin Affan’ı şehre gönderdi. Ancak, Osman üç gün geçtiği halde dönmeyince, öldürüldüğüne ilişkin bir şayia çıktı. Bunun üzerine Hz. Muhammed, oradaki Müslümanlardan, son nefeslerine kadar mücadele edeceklerine dair yemin etmelerini istedi. Hudeybiye’deki bir ağacın altında gerçekleşen bu biate sonradan «Biati Rıdvan» denildi.


Osman’ın öldürüldüğü şayiası asılsızdı ve görüşmeler sonunda Hz. Muhammed ile Kureyş’in temsilcisi Süheyl bin Amr arasında bir antlaşma imzalandı. Hz. Muhammed diplomatik yeteneğini bir kere daha gösterdi, taraftarlarını rahatsız edecek tavizler vermekten çekinmedi, kendi adının «Allah’ın elçisi Muhammed» (Muhammed Resulullah) yerine «Abdullah oğlu Muhammed» (Muhammed bin Abdullah) yazılmasına bile, bütün itirazlara rağmen rıza gösterdi. Antlaşmaya göre taraftar 10 yıl süreyle bir barışı kabul ediyorlardı. Müslümanlar o sene Kabe’yi ziyaret etmeyecek, ziyareti gelecek seneye erteleyeceklerdi. Müslümanlar Kabe’de üç gün kalacaklar ve yanlarında kılıçtan başka silah bulundurmayacaklardı, Mekkeliler, Müslümanların ziyareti sırasında Kabe’yi boşaltacaklardı. Kureyşlilerden Müslüman olan bir kimse, velisinden izinsiz Medine’ye gelirse iade edilecek, Müslümanlardan biri Kureyş tarafına geçerek Mekke’ye giderse iade edilmeyecekti. Arap kabileleri istedikleri tarafla birleşmekte serbest olacaklardı.
Hz. Muhammed bazı tavizler vermiş, ama asıl istediklerini elde etmişti. Kendisini bir siyasi güç olarak kabul ettiriyor ve Müslümanların Mekke’deki dini haklarını onaylatıyordu. Antlaşma ayrıca ona büyük bir hareket serbestisi kazandırıyordu.
Hz. Muhammed, Hudeybiye dönüşü Medine’de bir ay kadar kaldıktan sonra Hayber Yahudilerine karşı harekete geçti. Medine’nin 100 km kadar kuzeyindeki Hayber, bereketli bir vaha içinde zengin bir şehirdi. Yahudiler buradaki yedi kalede oturuyorlar, hurma üretimlerinin bir kısmını çevredeki savaşçı kabilelere bırakıyorlardı. Kalelerine çekilen Hayber Yahudileri bir aylık bir kuşatmadan sonra teslim oldular. Teslim antlaşmasına göre Yahudiler bütün mallarını bırakmak koşuluyla kadınları ve çocuklarıyla birlikte şehri terk edeceklerdi. Ancak, Hz. Muhammed, yıllık ürünün yarısını vermeleri koşuluyla Hayber’de kalmalarına izin verdi. Bölgedeki Fedek, Teyma, Vadilkurra’daki, Yahudi kolonileri de, benzer koşullarla Müslümanlara boyun eğdiler. Hz. Muhammed’in Yahudilerle yaptığı bu antlaşmalar, daha sonraki İslam fetihlerinde, Müslüman olmayanlarla yapılan antlaşmalara örnek oluşturdu.
629 martında Hz. Muhammed, Hudeybiye barışı ile sağladığı umreyi yapmak üzere Mekke’ye gitti. Yedi yıl önce terk etmek zorunda kaldığı doğup büyüdüğü şehre, arkasında taraftarlarıyla, başı dik bir şekilde dönmüştü. Bu hac İslam’ın düşmanları üzerinde büyük bir etki yaptı, daha sonra «İslam’ın kılıcı» diye anılan Halid bin Velid ve geleceğin Mısır valisi Amr İbnülas gibi önemli kişiler İslamiyet’i kabul ettiler.
Hz. Muhammed’in nüfuzunun Kuzey Arabistan bedevilerine kadar yayılması, İslam’ı Bizans’ın sınır eyaletleriyle temasa getirmişti. Hz. Muhammed’in Busra’ya gönderdiği elçi Haris bin Ümeyr, Şam’ın Belka vadisinde Hıristiyan askerler tarafından tutuklanmış ve öldürülmüştü. Bunun üzerine Hz. Muhammed, 629 eylülünde evlatlığı Zeyd bin Harise’nin komutasında 3 000 kişilik bir kuvveti kuzeye gönderdi. Lut Gölü’nün güney ucundaki Mute’ye kadar ilerleyen İslam ordusu burada Patrik Teodoros komutasındaki Bizans kuvvetleriyle karşı karşıya geldi. Müslümanlar, kahramanca savaşmalarına rağmen, büyük Bizans ordusu karşısında dayanamadı. Zeyd bin Harise ve bizzat Hz. Muhammed tarafından ona halef atanan Cafer bin Ebu Talib (Peygamber’in yeğeni ve Ali’nin kardeşi) ve savaşçı şair Abdullah bin Revaha birbiri ardından şehit düştüler. İslam’ı yeni kabul eden Kureyş’in askeri dehası Halid bin Velid, kuvvetten düşmüş birlikleri düzene soktu ve Medine’ye getirdi.
buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:53 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
porno izle Bodrum rent a car bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort free bets bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis