SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Tarih Bölümü > Tarih Bölümleri > Eski Uygarlık

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 12-08-2015, 10:37 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Akalar (Akhalar – Miken ) Uygarlığı Hakkında Bilgi

Akalar (Akhalar), (Yunanca:Ἀχαιοί, Akhaioi) Homeros’un İlyada’da (598 defa) ve Odysseia’de daha önceki Yunan halkları için kullandığı ortak isimdir. Diğerleri İllyada’da 138 sefer kullanılan Danao’lar (Δαναοί), İlyada’da 29 sefer geçen Argos’lar (Ἀργεῖοι) isimleridir.
Tarihte Akalar, Mora’nın kuzey merkezinde bulunan Akhea denilen bölgenin yerleşikleridir. Bu bölgenin şehir devletleri, M.Ö. 3ncü ve 2nci asırlarda tesirli olan Aka Birliği denilen bir konfederasyon kurdular. M.Ö. 1600 senelerinde Mora’ya Aka istilası başladı. M.Ö. 1200 senelerine gelindiğinde Girit, Çanakkale ve Rodosu istila ettiler Ege Denizinde söz sahibi oldular.
Homeros’a göre Danoalar ve Argoslarla beraber Truva savaşında 1000 gemilik bir donanma ile abluka etmeyi yapanlardır. Savaş Tanrıçası Athena’dan yardım istedikleri, onun yardımıyla savaşı kazandıkları İlyada efsanesinde anlatılmıştır. Ayrı olarak bu savaşta Aşil isimiyle bilinen yenilmez olduğuna inanılan bir savaşçıdan söz edilmektedir. Aşil’in Truvalılar tarafından topuğundan ok ile vurularak durdurulabildiği anlatılır. Bu yükselme devresi nihayetinde Akalar, daha sonra Anadolu ve Suriye ile ticari ilişkilere gidirler. Sonraları daha çağdaş, demirden yapılmış silahlar kullanan Dorlar Mora Yarımadasına gelince Akalar direnemediler Mora’nın kuzeyine göç edip orada askeri iddiası olmayan, tarım yapan bir topluluk olarak varlıklarını sürdürdüler.
Arkeolojik bulgular Akaların yaşadığı bölgede M.Ö. 13. asra kadar Mikenler’in yaşadığını ortaya koymaktadır. Homores’a göre Kuzeyden gelen Aka kabileri Miken kralları ile hanedan evlilikleri ile ilişki kurmuş daha sonra Mikenlerin yerini almış, daha sonra Akaların yakın akrabaları sayılan Dorlar tarafından yıkılmışlardır.
  • Anadolu’dan MÖ. II. binde Yunanistan’a gelen AKALAR tarafından heyetmiştir.
  • Şehir devletleri halinde yaşadılar. En ehemmiyetli şehirleri MİKEN’dir. (Bu yüzden Miken Medeniyeti diye anılır.)
  • Akaların politik tarihinin en ehemmiyetli olayı TRUVA SAVAŞLARI’dır. (Boğazların egemenliği için Mikenlilerle Truvalılar arasında yapılmıştır. Truva Savaşları tarihte ilk kez “Boğazlar Meselesi”nu ortaya çıkarmıştır. Homeros’un İLYADA isimli yapıtında bu savaşlar anlatılır.)
  • Ehemmiyetli Mimari yapıtları Miken ve Tirins Şatoları’dır.
  • Miken Muasırlığı DORLAR tarafından yıkılmıştır.
Miken kültürü, tunç silahlı Hint – Avrupa göçebe topluluklarından Akaların, M.Ö. 1800’lü senelerde Yunanistan’ı istila ederek, yerli neolitik rençperler üzerinde feodal-askeri bir egemenlik kurmasıyla başlayan bir kültürdür.
İzleyen asırlarda Yunanistan yarımadasının tüm hâkimiyetini ele geçiren Miken muasırlığının en parlak dönemi M.Ö. 1400’lü senelerle M.Ö. 1100’lü yıllar arasındadır. Bu dönemin başlarında Girit adasındaki Minos muasırlığını yıkan Miken kralları, tüm Doğu Akdenizdeki Minos ticaretini de kontrol altına almışlardır. Daha doğrusu, Doğu Akdeniz’deki Minos ticaret gemilerinin yerini, Yunanistan, Batı Anadolu kıyıları ve Girit’in oluşturduğu üçgenin pek dışına çıkamamakla beraber Miken korsan gemileri almıştır.
M.Ö. 1400’lü senelerden itibaren geliştirilen Doğrusal B hece yazısı, Miken Yazısı veyahut Miken Yunancası olarak bilinir.
Doğu Akdeniz’de Minos deniz ticareti egemenliğinin bu şekilde yok olması, Fenike şehirlerinin ticari manada tüm Akdeniz’e dağılmalarına imkan sağlamış, Akdeniz’deki pek çok Fenike sömürgesinin yanında Kartaca’nın da kurulmasına ve gittikçe gelişmesine sebep olmuştur.
Miken dağılması kara istikametinde Teselya, Trakya ve Çanakkale Boğazı yoluyla Batı Anadolu istikametinde olmuştur. Bu ilerlemede ilk mani olan Troya, M.Ö. 1.150 seneleri dolaylarında Miken birleşik silahlı gücünce yıkılmıştır. Homeros’un İlyada destanında konu edilen Troya Savaşı esnasında Miken savaşçıları Batı Anadolu yerleşimlerine akınlar tertip etmişlerdir. Bunun neticeninde tüm Batı Anadolu yerleşimleri Troya’ya birlik göndererek destek vermişlerdir.
Miken siyasi varlığı, M.Ö. 1100 seneleri dolaylarında Makedonya’dan gelen demir silahlı Dor akınlarıyla son bulmuştur.
Girit’te İkinci Saraylar dönemine rastlayan vakit dilimi içerisinde (M.Ö. 1600’ler), Yunanistan’da ehemmiyetli değişimler olmaktaydı. Mykenai bir anda zenginleşmiş ve kuvvetli bir idare merkezi olmuş, çok geçmeden Anadolu, Yakın Doğu ve Batı Akdeniz ile sıkı ilişkiler kurmuştu. Bundan sonraki 400 sene içinde Kıta Yunanistanı ve etraf bölgelerde görülen arkeolojik bütünlük, bu muasırlığa en ehemmiyetli temsilcisi Mykenai’a atfen “Miken” denmesine sebep olmuştur, ancak aslında Miken terimi bu muasırlığın Mykenai tarafından kontrol edildiği mananına gelmez. Diğer bir söylemle siyasal bir çağrışımı yoktur. Bununla birlikte, Miken kültürü en açık ve geniş bir biçimde Mykenai’da izlenir. Burada bulunan A ve B Kabir Halkaları, hiçbir önceli olmaksızın ortaya çıkar ve Miken Muasırlığı’nın en bariz ve göz kamaştırıcı özelliklerini taşırlar.
Ananesel olarak M.Ö. 1600’e tarihlendirilen B ve ondan bir asır sonraya ait A Halkası’nda yapılan kazılarda altın ölü maskeleri, altın diskler, kılıçlar ve kaliteli işçilik gösteren lüks mallar ele geçirilmiştir. Bu kabirler, şüphesiz yönetici sınıfa -belki de bizzat krallara- aittir. Bu yeni toplumun ortaya çıkışı, savaş arabaları ile Yunanistan’a gelen Hint-Avrupalı topluluklara bağlanır (aslında B Kabir Halkası bu göçlerden biraz daha erkene tarihlendirilmektedir).
Miken kültürünü gelişimi en açık biçimde, Orta Yunanistan’da ve Peloponnesos’ta izlenebilmektedir. Bu gelişimin en ehemmiyetli ispatlarından biri, yuvarlak tasarılı, dromos’lu ve bindirme tekniğiyle yapılmış tholos kabirlerdir. Bunların yapıldığı dönem, bu arada Mikenlerin faaliyetlerini arttırdığı zaman dilimine eşit düşer. Bilhassa Batı Akdeniz’de (İtalya ve Sicilya) Miken çanak çömleği yoğunlaşmaya başlar ve GH II’den itibaren Rhodos, Kıbrıs, Anadolu ve diğer bir hayli yerde görülür. Arkeolojik bulgular ve metinler, Miken Çağı’nda Yunanistan’ın savaşçı bir aristokrasi ile yönetilen, uzmanlaşmış iş gücüne sahip, geniş ticarî ilişkiler sürdüren bürokratik bölgelerden oluştuğunu gösterir.
M.Ö. 1200-1190’da, Mikenlerin moderni Hitit İmparatorluğu yıkılır. Hitit arşivleri bunun sebebi ile ilgili bilgi vermemekle birlikte, aynı zaman dilimi içerisinde Mısır’da başıboş Akdeniz halklarından olan bir kalabalığın kapı araladığı büyük karışıklıklardan söz edilir. Firavun III. Ramses, “Deniz Kavimleri” olarak adlandırılan bu halkları M.Ö. 1191’de bozguna uğratmıştır. Bu dönemin sonunda kuzeyde Thessalia’dan güneyde Lakonia’ya kadar Pylos, Mykenai, Iolkos, Gla gibi ehemmiyetli merkezler tahrip edilmiştir. Bu hareketlerin neticeninde Akdeniz bir kargaşaya sürüklenmiş, hâlâ tam açıklığa kavuşmamış sebeplerden dolayı aynı dönemde Miken merkezlerinin bürokratik yapısı tamamiyle çökmüş, bu yapının temel taşlarından Linear B yazısı terkedilmiş ve bir daha da kullanılmamıştır.
Yakın döneme kadar arkeologlar, Thera’daki yerleşme merkezlerinin İ.Ö. takriben 1500 senelerindeki bir volkan püskürmesi neticeninde lavlar altında kaldıklarını düşünüyorlardı. Fakat gelişmiş tarih belirleme teknikleri sayesinde, mevzubahis püskürmenin İ.Ö. 1628’e doğru gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu vaziyette, mevzubahis yerleşme merkezlerinde hayatın bitmesinin nedenleri karanlıkta kalmayı sürdürmektedir. Daha sonra, İ.Ö. 1450’ye doğruysa Girit’i Yunanistan yarımadasından gelen istilacılar ele geçirmiş, Kyklades adalarını da işgal ederek, Melos adasındaki Phylakopi’deeski bir sarayın yerinde yeni bir saray yapmışlar ve şehrin çevresini savunma duvarlarıyla çevirmişlerdir.
Phylakopi’deki gibi, Yunanistan yarımadasında yapılmış saraylar da, Minosluların saraylarından farklıdır. Bu sarayların ortasında, orta Tunç Devri’nde yarımadada yapılan uzun hane modeline uygun, büyük bir merkezi ocağı ve sütunlu bir girişi bulunan geniş bir galeri bulunur. Homeros’un Odysseiasında bu tür saraylar tasvir etmiş ve söz konusu galeri tipine “megaron” isimi verilmiştir:
Megaronun sütunlu girişinin önünde, çeşitli odaların ve büroların açıldığı bir avlu bulunur. Minosluların saraylarıysa dikdörtgen biçiminde geniş bir avlunun çevresinde kurulmuşlardır; bu avlu, belki de dinsel nedenlerle, kuzey-güney istikametindedir. Girit’i ele geçiren Mykenaililer Phaistos, Maliia ve Zakros saraylarını yıkmışlar, buna karşılık Knossos’taki sarayı yıkmayıp, kendilerine uyarlamışlardır. Phaistos yakınındaki Haghia Triada’daysa, küçük bir Minos sarayının kları üstüne, yarımada tipi bir saray kurdukları sanılmaktadır.
Yeni gömme ananeleri ve çömlekçilikteki değişiklikler de, İ.Ö. yaklaşık 1450’den sonra Knossos gibi yerleşme merkezlerinin Yunanistan yarımadasından gelme toplulukların eline geçmiş olduklarını göstermektedir. Üstünde yazılar bulunan çok sayıda levhanın ortaya çıkarıldığı Knossos’ta, Girit’in Mykenaililer tarafından ele geçirilmesinden önce kullanılan çizgisel A’dan ayırt etmek için çizgisel B diye adlandırılan bir yazı kullanılmıştır. 1952’de, bu levhalardaki yazılar Mikhail Ventris tarafından çözülmüş ve Yunanca oldukları anlaşılmıştır. Bu netice kabul edilirse, Girit’i ele geçiren Mykenaililerin Yunanca konuştukları ve Dor olmayan Yunanlılardan oldukları sonucuna varmak gerekir.
M.Ö. 1450 yılından başlayarak ve sonraki yıllarda Mykenai egemenliğinde olan Ege bölgesinde, tekbi-çimli bir muasırlık oluşmuşsa da, mahalli farklılıklar (bilhassa çömlek süsleme üsluplarında) sürmüştür. Yunanistan yarımadasında, Mykenai, Tirgos, Pylos ve Thebai gibi yerleşme merkezlerindeki ve Girit’teki Knossos’taki saraylar, çok sayıda bağımsız devletin birarada yaşamış olduklarını ortaya koymaktadır. Büyük bir ihtimalle, bu devletlerin bir bölümü, Tunç Devri’nin bitmesinden önce ötekiler tarafından yutulmuştur. Bilhassa Knossos’taki sarayın, son olarak İ.Ö. XIV. yy’da yıkılmış olduğu düşünülmektedir.
Kral cenazelerinin gömüldüğü daire biçiminde ve tonozlu “tholos”ların en büyüklerinin (bunların arasında Atreus hazinesi de vardır) bulunduğu Mykenai’nin, İ.Ö.18.asır’da Ege bölgesinin büyük bölümünü denetimi altında tutan minyatür bir imparatorluğun başkenti olduğu sanılmaktadır. Son zamanlarda Anadolu’da bulunmuş Hitit metinlerinde geçen “Ahhiyava” ile Homeros’un Truva’yı abluka eden Yunanlılara verdiği isim olan “Akhaioi”nin aynı sözcük olduğu sanılmaktadır; bu doğruysa, mevzubahis Mykenai İmparatorluğu’nun veyahut daha küçük bir devletin varlığı da doğrudur. O tarihlerde Mykenaililer, Anadolu’nun batı kıyısındaki, Minosluların kendilerinden önce sömürgeleştirdikleri Miletos gibi merkezleri de egemenlikleri altına almışlardır.

buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:54 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
porno izle bursa escort bursa escort bursa escort bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis sakarya escort sakarya escort pendik escort bayan tuzla escort gaziantep escort