SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Tarih Bölümü > Tarih Bölümleri > Eski Uygarlık

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 12-25-2015, 07:44 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Kolhis

Kolhis ya da Kolkhis (Eski Lazca: K'olxa, Gürcüce: K'olxeti, Urartuca: Qulha) Antik Çağ'da Kafkas kökenli Tzan (Laz-Megrel) kabilelerinin kurduğu krallık.





Coğrafya




Kolkhis coğrafyası uydu görüntüsü. Dağlık Doğu Karadeniz coğrafyası ile doğu kıyılarında yer alan Kolkhis ovasının elverişli konumu.


Kolkhis kültür alanı kuzeyde günümüz Rusya'sının Karadeniz kıyılarından, batıda tarihi Canik Bölgesi'ne denk düşen Ordu ilini içine alarak, doğuda Gürcistan'ın İç Kartli Bölgesi'nden güneyde Çoruh Nehri'nin güney kesimlerine dek uzanan coğrafyayı kapsar.[1][2] Günümüzde Gürcistan sınırları içinde kalan doğu kesimi verimli ovası, gelişime ve etkileşime müsait konumuyla daha hızlı gelişirken, batıda günümüz Türkiyesinin Doğu ve Orta Karadeniz bölümlerinin bir kısmını kapsayan batı kesimi dağlık, uçurumlarla dolu arazisi ve doğal sur görevi yapan sık ormanlık alanlar sebebiyle herhangi bir merkezi otoritenin bölgeye ulaşması zorlaştığı için Trabzon, Giresun, Ordu civarında yaşayan Kolkh kabileleri bağımsız, kısmen dış dünyadan izole bir yaşam biçimi sürdürüp kabile şeflerinin yönetimi altında, kralsız yaşamışlardır. Bu yüzden Kolkhis coğrafyası doğuda Phasis ve batıda Pontus da denilen Türkiye'nin Doğu Karadeniz coğrafyası olmak üzere iki bölümde incelenebilmektedir.[3]
Mitolojideki Yeri

Ulaşılmaz coğrafi konumu ve gücü Kolkhis'i antik dünyanın efsanelerinin odak noktası haline getirmiştir. Mitolojide Kolkhis diyarı kuzeyde, antik dünyanın sonu olarak bilinen Kafkas Dağları ile sınırlanıyordu. Bu dağlar Ortadoğu mitolojilerinin efsanevi dağı olan Kaf Dağı'nı bünyesinde barındırıyordu. Dünyayı taşıyan sütunlardan olan bu dağlar, yanarak küle dönüşen ve küllerinden yeniden dirilen efsanevi Anka Kuşu'nun yurdu olarak biliniyordu. Ayrıca Yunan mitolojisinde Kolkhis, Güneş'in doğduğu diyardı ve Helios muhteşem gündoğumu sarayını bu ülkede kurmuştu. Adına Antik Dünya'nın Yedi Harikası'ndan biri “Rodos Heykeli” dikilmiş olan Güneş Titan Helios, Kolkhis'in Laz krallarının atası kabul ediliyordu. Helios 4 atın çektiği savaş arabasıyla gökyüzündeki yolculuğuna Kolkhis'ten başlıyordu.



Prometheus insanoğluna yasaklanan ateşi Güneş'ten çaldığı böylece ışığın ve ateşin kaynağı Güneş'e de el sürdüğü için Güneş'in doğduğu ve kutsal olduğu Kolkhis'te zincire vurulmuştu. Kartal da aynı zamanda Güneş'in oğlu Laz Kralı Aietes'in simgelerinden biridir.[4]


Ve insanoğlunun dostu, Güneş'ten ateşi çalarak insanoğluna verdiği için cezalandırılan Prometheus, Kafkas Dağları'nda zincire vurulmuştu. Ve Prometheus'un acı çekmesi için her gün karaciğerini parçalayan kartal aynı zamanda Kolkhis'in gücünün simgesi olan Altın Post'u koruyan Kolkhis Ejderhası'nın da kardeşiydi.
Antik Tzan inanışının temeli Güneş (Mjora) ve Ay (Tuta) idi. Güneş kültü inanışın merkeziydi, Kolkhis Kralı Güneş'in soyundan geliyor, Güneş'in oğlu olarak kabul ediliyordu.[5] Pazar günü Kolkhis Dili'nde (Eski Lazca) Mjaçxa: “Güneş Günü” anlamına geliyor, bu günde sadece Güneş'e ibadet ediliyordu.[6] Kolkhis'te bu derece gelişmiş olan Güneş Kültü ve bu diyarın zenginliği söylentileri Antik Yunanistan halkını etkilemiş -ve Olimpos Tanrılarından biri olmayan- Güneş Helios, Kolkhis'le özdeşleştirilmişti. Arkeolojik buluntularda da Azak Denizi'nin doğu kıyısında MÖ 5. yüzyıla tarihlenen ve üzerinde “Ben Kolkhis'te bulunan Tanrı Apollon'un -Güneş'in- kuluyum.” yazılı eserlere rastlanmıştır.[7]
Yine Kolkhis Ay kültüne ithafen Laz prensesi Medea, mitolojide Ay Tanrıçası Hekate'nin rahibesidir. Hatta farklı kaynaklarda Medea, bizzat Ay Tanrıçası Hekate ile Güneş'in oğlu Aietes'in kızıdır. Kolkhis Kralı Aietes'in kızkardeşi Büyü Tanrıçası Kirke'nin de, Kolkhis'te -Ay Tanrıçası için kutsal sayılan- söğüt koruluğunda bir mezarlığı vardır.[8] Efsanevi kadın savaşçılar olarak bilinen -bazı mitologların Kolkhisli Ares olarak andığı- Savaş Tanrısı'nın kızları ve Ay Tanrıçası'nın rahibeleri Karadenizli Amazonlar da bu topraklardandır.[9][10][11][12][13][14]
Antik Çağ'da güçlü bir devlet olarak tarih sahnesine çıkan Kolkhis'in gücü ve zenginliği antik dünyanın dikkatini çekmiş ve bu zenginliği ele geçirmek isteyen Yunanlarla, zenginliği vermek istemeyen Lazların mücadelesini anlatan "Argonautika” Altın Post Efsanesi'ne konu olmuştur. Kaynak olarak Apollonius Rhodius'un işlediği, Valerius Flaccus'un geliştirerek aktardığı efsanenin pek çok farklı versiyonu bulunmaktadır, efsanenin Kolkhisli kahramanları ve farklı bir versiyonu aşağıda kısaca anlatılmaktadır.


Kolkhisli Kahramanlar




New York Özgürlük Heykeli'ne ilham veren Antik Dünya'nın Yedi Harikası'ndan biri Rodos Helios Heykeli. Helios mitolojide Kolkhis krallarının atası kabul ediliyordu.


(Güneş soylu oldukları için Kolkhislilerin gözleri açık renkli ve parlaktır. Böylece ömürlerinde birbirlerini görmemiş olsalar bile yabancı topraklarda karşılaştıklarında gözlerindeki bu farklılıktan dolayı aynı kökenden geldiklerini anlarlar.)
Aietes: Güneş'in oğlu kabul edilen Lazların efsanevi kralı. Yaşadığı çağda dünyanın en güçlü kralıdır. Asırlar boyu Laz krallarının atası olarak kabul edilmiş, tarihi kaynaklarda da Lazların başına geçen kralın Aietes soyundan olduğu belirtilmiştir. Euryale, Harpe, Lyke, Menippe, Thoe gibi pek çok Amazon onun uğruna çarpışarak ölmüştür.[15]
Medea: Güneş soylu, Lazların Kralı Aietes'in kızı, Kolkhis prensesi, Ay rahibesidir; hatta “Ay” onun lakaplarından biridir. Büyü, zehir ve ilaç yapımı konusunda ustadır. Doğu Karadeniz'deki kadının etkili olduğu toplum yapısını yermek için, hayatı manipüle edilip çarpıtılmıştır.
Kirke: Güneş soylu, Aietes'in kız kardeşi, büyü tanrıçasıdır. Aiaia Adası'nda yaşamaktadır. Kolkhis orijinli büyücü de yeğeni Medea gibi karanlık bir karakter olarak yansıtılmıştır.
Perses: Güneş soylu, Aietes'in erkek kardeşi, Laz Kralıdır. Taht için Aietes ile mücadeleye girmiş bu yüzden pek çok Amazonu karşısına almıştır.[16]
Paflagon: Aietes'in yeğeni, Kirke'nin oğlu. Antik Çağ'da Sinop yöresini kapsayan Paflagonya Bölgesi adını bu kahramandan almıştır.[17]
Absyrtos: Güneş soylu, Aietes'in oğlu, Kolkhis prensi. Altın Post'un çalınması sonrasında canından olmuştur. Fakat ölümüyle ilgili pek çok farklı anlatım mevcuttur. Karadeniz'de akarsulara ve kentlere onun adı verilmiştir: Apsaros.
Khalkiope: Güneş soylu, Aietes'in kızı, Kolkhis prensesi.
Medus: Laz Kralı Aietes'in torunu, Medea'nın oğludur. Kolkhis'ten, Orta Doğu'ya gelmiş burada atalarının Güneş kültünü yayarak yörede kurulacak Med İmparatorluğu'nun temelini atmış ve bu imparatorluğa adını vermiştir.[18]
Altın Post Efsanesi




Güneş Titan Helios her sabah, 4 atın çektiği savaş arabasıyla gökyüzündeki yolculuğuna Kolkhis'ten başlıyor, Erytheia'da (Güneş'in battığı diyar) yolculuğuna son veriyordu.


Efsane Yunanistan'da bir şehir olan Aiolkhos'un kralı Pelias ile tahtın kendi hakkı olduğunu iddia eden İason arasında başlar. İason, Kral Pelias'tan, kendi hakkı olan tahtı talep eder, Pelias da tahtı bir şartla kendisine bırakacağını, eğer güneşin doğduğu diyar olan Kolkhis'e gidip, Güneş'in oğlu Kral Aietes'ten altın postu alıp getirirse kral olabileceğini söyler. Fakat İason, pek çok gemiyi batırmakla ün yapmış Karadeniz dalgaları, kıyılarında yaşayan savaşçı kabilelerin varlığı ve erkekler gibi savaşan Amazon kadınlarından dolayı Kolkhis topraklarına tek başına gidemeyeceğinin farkındadır. Bu yüzden Yunanistan'ın her bir tarafından aralarında dünyanın en güçlü erkeği Herkül(Herakles), Peleus(Aşil'in babası), Argos, Orpheus gibi pek çok kahramanın da katıldığı ordusuyla birlikte Kolkhis'e doğru yola çıkar. O zamana kadar Ege ve Akdeniz'in sakin sularında yelken açan Yunanlar Karadeniz'in devasa dalgalarına, korkutucu fırtınalarına şahit olurlar. Sinop kıyılarını geçince Karadeniz'in savaşçı kabileleriyle, savaşçı Amazonların topraklarını, ailenin geçimini sağlayan erkek gücüyle yapılabilen işleri yapabilen Karadeniz kadınlarını görürler.[19] Çok geçmeden başkent Aia'ya varırlar. Ardından Hephaistos'un inşa ettiği Kolkhis krallarının muhteşem sarayını görürler.



Fransız ressam Jean-François de Troy'un fırçasından; İason, Kolkhis'in alev saçan Kafkas boğalarını boyunduruk altına almaya çalışıyor.


Lazların kralı Aietes, Yunanları karşısında görünce hiç de sevinmez çünkü Truva Kralı Laomedon(Truva savaşlarındaki Hektor ve Paris'in büyükbabası) Karadeniz'e hiçbir Yunanın geçmesine izin vermeyeceğine dair Aietes'e söz vermiştir. Kral Aietes, Yunanlara gelme niyetlerini sorar. İason, tahtını geri alabilmesi için altın posta ihtiyacı olduğunu eğer bu isteğini yerine getirirse Aietes'e minnettar kalacağını anlatır. Bunun üzerine Lazların Kralı öfkeyle, ellerini ve dillerini kesmeden önce Yunanların ülkesini terk etmesini söyler. Tahtın kendi hakkı olduğu ve altın postu almak için haklı olduğu konusunda Kral Aietes'e dil döken İason, uzun uğraşları sonunda kralı anlaşma konusunda ikna eder. Aietes de kendisine ancak ve ancak Kolkhis'in ateş püsküren boğalarını boyunduruk altına alıp, bu boğalarla Savaş Tanrısının tarlalarını sürerse, ardından bir ejderhanın dişlerini toprağa ekip bu dişlerden çıkacak savaşçıları yenerse altın postu vereceğini söyler. Elbette bunları Güneş Tanrısı'nın oğlu olan Kral Aietes'ten başka bir kimsenin yapabilmesi mümkün değildir. Kendisi de bunun farkında olan İason bu görevleri nasıl yerine getireceğini düşündüğü sırada Olimpos Tanrıları'nın yardımı ulaşır. Aşk Tanrısı Eros oku ile Kolkhis Prensesi Medea'yı kalbinden vurur ve İason'a aşık eder. İason'a aşık olan prenses, kendisine altın postu ele geçirmek için yardım edeceğini ama karşılığında onu da kendisiyle birlikte Yunanistan'a götürmeye söz vermesini ister. İason, prensesin teklifini kabul eder. Medea vücuda sürüldüğünde ne ateşin, ne bir mızrağın, ne de okun vücuda zarar veremeyeceği bir ilacı, İason'a gönderir. İason hemen ilacı vücuduna sürerek görevleri yapmaya koyulur. Ateş püskürten boğalara boyun eğdirir, bunlarla Savaş Tanrısı Ares Ovası'nı sürer ve toprağa ektiğinde çıkan savaşçıları da yener. Hileyle bunları yaptıktan sonra sanki bunları kendi bileğinin gücüyle yapmış gibi Kral Aietes'in karşısına çıkıp altın postu isteyince Kral Aietes, İason'a kendi kızı Prenses Medea'nın yardım ettiğini anlar, sinirlenir ve Yunan kahraman ordusuna dönerek hepsini öldüreceğini geldikleri gemiyi de Karadeniz'in dibine göndereceğini söyler. Bunun üzerine Yunanlar altın postu gizlice çalarak bir an önce Kolkhis'ten kaçmaya karar verirler. Medea Yunanlara altın postun saklandığı Ares'in Kutsal Korusu'nun yolunu gösterir. Fakat bu sefer aşılması gereken daha da büyük bir engel karşılarına çıkar. Ares Korusu'nda altın postu koruyan ateş saçan devasa bir ejderha vardır. Medea ejderhayı da yaptığı bir ilaçla uyutur. İason da meşe ağacında asılı duran postu alır ve hemen Kolkhis'ten kaçmaya başlarlar. Fakat durumu farkeden savaş tanrısının rahipleri hemen krala haber gönderirler. Güneşin oğlu Aietes hemen bir ordu hazırlar, komutan olarak da oğullarından birini görevlendirir ve Yunanların peşinden gönderir. Tuna Nehri ağzında Lazlar, Yunanları yakalasalar da, bir anlaşmaya varılacağı sırada Yunan İason, Laz prensini sırtından hançerler ve öldürür.[20] Sonrasında Yunanların kaçışı devam eder ve neticesinde Yunanistan'a varırlar. Ülkelerine ve krallarına eli boş dönmekten utanan Laz ordusu da bugünkü Hırvatistan İstria kıyılarına yerleşerek burada çoğalırlar ve Pula adı verilen şehri kurarlar...[21]
Tarih

Kolkhis ile ilgili ilk yazılı kaynaklar MÖ 8. yüzyıla tarihlenen Urartu Kralı II. Sarduri dönemine ait kitabelerdir.[22] Bu kitabelerde Urartu Krallığı'nın, Kolkhis sınır kabileleriyle giriştiği savaşlar anlatılmaktadır. Aynı yüzyıla ait bir başka kayıt ise Yunan şair Eumelos'a aittir; Eumelos yazılarında Kolkhis ülkesinden söz etmektedir.[23] MÖ 8. yüzyılın sonlarına doğru ise Urartu, Frigya, Lidya ve İyonya'ya ciddi zararlar veren Kimmerler, Kolkhis'in de parçalanmasına sebep olmuşlardır.[24] Bu parçalanma Kolkhis Krallığı'nın egemenlik alanını daraltmış MÖ 7. yüzyıldan itibaren Büyük ve Küçük Kafkaslarla sınırlandırmıştır. Batıda Rize, Trabzon, Giresun ve Gümüşhane'deki kabileler krallıktan, kralın otoritesinden bağımsız yaşamışlardır. MÖ 6. yüzyılda bu kabileler Pers egemenliğine girseler de Pers işgali bu dağlık, ormanlık ve izole yerlerde çok fazla hissedilmemiştir.
Kolkhis ile ilgili MÖ 5. yüzyıla ait kayıtlar ise Tarihin babası Herodot ve Tıbbın babası Hipokrat'tan gelmektedir. Herodot Kolkhis'teki ileri keten dokumacılığından ve silahlarından bahsederken, Hipokrat da soluk benizli(beyaz tenli) ve kalın sesli olduklarından bahsetmiştir.[25] MÖ 5. yüzyılın sonlarında ise Anadolu'nun kuzeydoğu kıyılarında(Ordu, Giresun, Trabzon) yaşayan bağımsız kabilelerle ilgili en önemli tarihi kaynak Ksenofon'un “Anabasis” (Sefer/On binlerin dönüşü) isimli eseridir. Babil yakınlarında Pers kralıyla savaştıktan sonra Karadeniz üzerinden Yunanistan'a dönmeyi planlayan askerler yeterli gemi ve teçhizat tedarik edilene kadar Karadeniz Bölgesi'nde konaklamışlardır. Ksenofon da bu süre zarfında yerel kabilerle ilgili gözlemlerini kaleme almış; yörede tüketilen ürünleri, savaştığı kabileleri, bu kabilelerin adetlerini ve dış görünüşlerini aktarmıştır. Ksenofon'un aktarımına göre Gümüşhane'deki Dril kabilesiyle, Trabzon ve Giresun'daki kabilelerle savaşlar yapılmıştır. Ksenofon bu bölgeleri Kolkhis (Laz) Krallığı'nın yönetimi dışında bağımsız yaşayan; fakat etnik olarak Kolkhi (Laz) olan kabileler olduklarını aktarmıştır.[26] Merkezi Kafkasya'da bulunan krallığın zenginliği ve gücüyle ilgili söylentiler de duyan Ksenofon, Phasis Bölgesi'ne saldırmayı önermiş fakat askerlerini buna ikna edememiştir.
MÖ 4. yüzyıla gelindiğinde Makedon kral Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'na son vermesiyle zaten yarı bağımsız olan kabileler tam bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Hatta İskender'in ölümünden sonra Kolkhis'te pek çok sahte Makedonya sikkesi basılarak Orta Avrupa'ya kadar piyasaya sürüldüğü bilinmektedir.[27]
MÖ 2. yüzyılda Trabzon'da adına bastırılmış sikkeler bulunan “Akos” isimli bir Kolkhis kralından bahsedilse de bu dönemle ilgili detaylı bilgi yoktur. Bu ve takip eden yüzyılda Kolkhis Krallığı'nın merkezi otoritesi zayıflamış neticede yerini daha batıda Halys (Kızılırmak) havzasında Canik (Tzanika) civarında filizlenen yeni bir güç olan Pontus Krallığı'na bırakmıştır. Yine Antik Kolkhis kralları gibi Mithra(Güneş'ten) ismini alan Mithradates Eupator ile Tzan kabileleri tek bayrak altında birleşmiş ve Roma'ya karşı çıkılan seferler Karadeniz kabilelerini antik Yunanistan'ın fethine kadar götürmüştür. Böylece çoğu Roma İmparatorluğu'na ait olmak üzere 1.000.000 kilometrekarelik alan kontrol altına alınmış ve yarım milyona yakın insanın ölümüne sebep olacak savaşlar yaşanmıştır. MÖ 67 yılında Pompey, Karadeniz ordusunu yenilgiye uğratmış ve bu son savaşta Roma'ya karşı savaşmayan Kolkh ülkesindeki Trabzon şehrine serbest şehir statüsü verilmiştir.[28] Mithradates de bu son yenilgisiyle Kolkhis'e (Phasis Bölgesi) sığınmıştır. MÖ 65 yılında İberya (Gürcistan) üzerinden Kolkhis'e gelen Pompey, burada kendisine direnen Laz lider Oltak'ı yenerek esir almış fakat yerlilerin davranışlarından çekindiği için Karadeniz'de kalmayarak güneye doğru yoluna devam etmiştir. MÖ 47 yılında ise Jül Sezar, Zela'da Karadeniz kabilelerini son kez yenilgiye uğratmış ve “Geldim, gördüm, yendim...” sözleriyle Karadeniz'deki Roma hakimiyetini kesinleştirmiştir. Böylece Ordu, Giresun, Trabzon, Rize gibi şehirler 1300 yıl sürecek Roma hakimiyetine girmiş, Kolkhis de bir daha hiçbir zaman bu toprakları kontrolü altına alamamıştır. “Divide et İmpera”: Böl ve yönet politikasını çok iyi uygulayan Roma İmparatorluğu ve daha sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Karadeniz kabilelerini kendi dinlerine çekerek kontrol altında tutmak için kaleler ve kiliseler yapmış, neticede 1300 yıllık bu Roma hakimiyeti yerli kabilelerin Romalılaşması (Rumlaşması) sonucunu doğurmuştur. Kolkhis ise MS 100'lü yıllarda yerini ardılı olan Lazika Krallığı'na bırakmıştır.
buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:55 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
porno izle bursa escort bursa escort bursa escort bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis sakarya escort sakarya escort pendik escort bayan tuzla escort gaziantep escort