SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Eğitim > Eğitim Bölümleri > Tarih Ve İnkilap

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07-01-2016, 09:15 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Mezopotamya Uygarlıkları



Mezopotamya uygarlığı özellikleri nelerdir? Mezopotamya uygarlıkları ve medeniyetleri hakkında kısaca ansiklopedik bilgi.

İlk Çağda Güneydoğu Anadolu’dan Basra Körfezi’ne kadar uzanan ve Fırat-Dicle ırmakları arasında kalan bölgeye “Mezopotamya” adı verilmiştir. Mezopotamya’nın Basra Körfezi’nden itibaren iki nehrin birbirlerine en çok yaklaştıkları yere kadar olan bölümüne “Aşağı Mezopotamya”, daha kuzeyde kalan ve Anadolu’ya yakın olan kısmına “Yukarı Mezopotamya” denilir. Yunancada “iki ırmak arası anlamına gelen bu bölge çok verimli topraklara sahip olduğundan, tarih boyunca çeşitli toplulukların istilasına uğramıştır. Bölge Fırat ve Dicle nehirleri dışında tabii engel olmaması nedeniyle dışarıdan gelen istilalara açıktı.
Sümerler
Mezopotamya’nın siyasi tarihi M.O. IV. bin yıllarında Sümerler ile başlamaktadır. Asya kökenli olup nereden ve hangi yolla Mezopotamya’ya geldikleri kesin olarak belli değildir. Sümerler Aşağı Mezopotamya köy kültürünü, kent kültürü haline getirerek Ur, Uruk, Lagaş, Kiş ve Urnamu gibi kent devletleri kurdular. Her kent ayrı bir devlet idi. İlk defa Uruk Kralı Lugalzagizi Aşağı Mezopotamya’daki kent devletlerini bir yönetim altında toplamıştır (M.O. 2750). Sümerlere Elamlar son verdiler (M.Ö 2000 başları).
Akadlar
Sami kökenli olan Akadlar M.Ö. IV. binde Arap Yarımadası’ndan gelerek Sümerlerin kuzeyinde Fırat nehri boylarına yerleşmişlerdir. Devletin kurucusu olan Sargon M.Ö. 2350 yılında Agade (Akad) kentini kurmuş, kısa sürede Yukarı ve Aşağı Mezopotamya’yı tek bir yönetim altında toplamayı başarmıştır. Sargon tarihte ilk daimi ordu kuran kraldır. Güçlü ordusu ile sınırlarını İran’dan Akdeniz’e kadar ulaştırmış, Mısır dışında bütün Ön Asya’yı egemenliği altına almıştır. Sargon’dan sonra devlet Gutilerin saldırılarıyla zayıflamış ve M.D. 2100 yıllarında Sümerler tarafından yıkılmışlardır.
Babiller
Samilerin bir kolu olan Amurrular tarafından kurulan (M.Ö. 2000 yılları) Devletin kurucusu Sumu-Abum’dur. Amurruların kurduğu bu devlet başkenti olan Babil şehrinin adıyla anılır. En ünlü hükümdarı Hammurabi’dir. Hammurabi’den sonra ülkede isyanlar çıktı ve devlet zayıfladı. M.Ö 1531 yılında Hititler Babil’i işgal ederek bu devlete son verdiler. Hititlerin çekilmesinden sonra Babil ülkesi Asurluların egemenliğine girdi. Medlerle birleşen Babiller M.Ö. 625 yılında Asur Devletini yenerek tekrar bağımsız oldular ve 2. Babil Kralligı’nı kurdular. Bu dönemin en önemli hükümdarı Nabukadnezar’dır. O, devletini güçlendirmiş M.Ö. 586 yılında Kudüs’ü alarak Yahudi Devletine son vermiştir. Babil, bu kral zamanında Mezopotamya’nın en önemli şehri haline gelmiştir. 2. Babil Devletine M.Ö. 539 yılında Persler son vermişlerdir. Sümerlerin etkisinde kalan Babiller ziggurat denilen çok katlı tapınaklar inşa ettiler. Zigguratların üst katını rasathane (gözlemevi), alt katını ürünlerin deposu olarak kullandılar. Tıp ve astronomide ilerlediler. Mimari açıdan Mezopotamya’nın en gelişmiş devleti Babillerdir.
Asurlular


M.Ö. 2100 yıllarında Arabistan’dan gelerek Mezopotamya’ya yerleşen Sami kökenli bir kavimdir. Zamanla içlerine Sümerlere yakın bir dil konuşan Hurriler de karışmıştır. Adını, kuruldukları Asur kentinden almaktadırlar. Başkentleri Dicle kıyısındaki Ninova’dır. Asur Devleti M.Ö. 1960’lardan itibaren Anadolu’da pek çok ticaret kolonisi kurdular. Bunlardan en büyüğü Kaniş (Kayseri-Kültepe)’dir. Hititlerin akınları sonunda zayıfladılar. En parlak dönemlerini Asurbanipal zamanında yaşadılar. Sınırları İran’dan Mısır’a kadar uzanmaktaydı. Asurlular Kıbrıs’a da egemen olmuşlardır. Hititler, Mısırlılar ve Urartularla savaştılar. Askeri güçle ayakta duran Asurlular VII. asırda zayıfladılar. İran’da giderek güçlenen Medler Babillilerle birleşerek Asurlulara son verdiler (M.Ö. 625). Asurluların ülkesini aralarında paylaştılar.
Elamlar
Sami kökenli olan Elamlılar Mezopotamya’nın güneydoğusunda yaşıyorlardı. Başkentleri Sus şehri idi. M.Ö. 3000 yıllarından Sus kenti, bölgedeki diğer kentler üzerinde egemenlik kurdu. M.Ö 7. yy’da Asurlular tarafından yıkıldılar.
Devlet yönetimi
Mezopotamya’da ilk defa Sümerler zamanında küçük kent devletleri (siteler) ortaya çıkmıştır. Çok tanrılı bir dini inanca sahip olan Sümerlerde her kentin bir tanrısı vardı. Tanrılar çoğunlukla insan şeklinde düşünülmüştü. Tanrıların insanlardan tek farkı, ölümsüz olmalarıydı. Öldükten sonraki hayatın varlığına inanılmıyordu. Tanrılar için Ziggurat denilen çok katlı tapınaklar yapılmıştı. Siteler tanrıya yakın olmak için yapılan Zigguratların etrafında gelişmiştir. Kral aynı zamanda dini liderdi. Sümerlerde kralın emri tanrısal bir emir gibi algılanıyordu. Bu tapınakların üst katı rasathane alt katı soğuk hava deposu olarak kullanılıyordu. Etrafı surlarla çevrili Sümer şehir devletlerinin başında ensi ya da patesi denilen rahip kral bulunurdu. Ensilerden biri çevresindeki diğer kentleri de ele geçirirse “lugal” “büyük adam”, eğer bütün Sümer ülkesine (Sinear) hakim olursa “lugal kalma” ünvanını alırdı.
Babil ve Asur devletlerinde mutlak monarsi anlayışı benimsenmişti. Mezopotamya’da kralların başlıca görevleri; dini törenleri yönetmek, orduya komuta etmek ve adaleti gerçekleştirmekti.
Sosyal ve Ekonomik Hayat
Mezopotamya’da krallar ve rahipler en üst sınıfı teşkil ediyordu. Diğer sınıflar ise soylular (asiller), hürler ve kölelerdi. Asillere kral tarafından geniş topraklar verilir ve savaşta kralın yanında bulunurlardı. Hürler, askerler, zanaatkarlar ve köylülerden oluşuyordu. Bunlar vergi verir, askerlik yapar, tapınak ve kanal yapımında çalışırlardı. Köleler; savaşta esir alınan, parayla satılan borçları yüzünden hürriyetlerini kaybedenlerden meydana geliyordu. Mal gibi alınır-satılır, her türlü işlerde çalıştırılırlardı. Mezopotamya’da ekonominin temeli tarımdı. Sümerlerde toprak tanrının kabul edilir, rahiplerin gözetimi altında ekilirdi. Sümerler tanrıların olan toprakların verimliliğini artırmak için bataklıkları kurutmuşlar, suları kanallarda toplamışlardır. Elde ettikleri ürünleri tapınaklara teslim ederlerdi. Tapınaklardaki rahipler her ailenin ihtiyacı olan maddeleri tapınağın ambarından paylaştırırlardı. Bu bir tür teokratik devlet sosyalizmi idi. Mezopotamya’da kurulan devletler sıkça çevredeki kavimlerin saldırılarına uğradıklarından, güçlü ordulara ihtiyaç duymuşlardır. Ordu,yaya ve savaş arabalarından oluşmaktaydı. Babililler ve Asurlular daimi ordulara sahip idiler.
buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:37 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
porno izle Bodrum rent a car bursa escort bursa escort bursa escort free bets bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis izmir escort sakarya travesti abcd