SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Eğitim > Eğitim Bölümleri > Tarih Ve İnkilap

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07-03-2016, 06:31 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Moğol Devletleri İle İlgili Ansiklopedik Bilgi

MOĞOL DEVLETLERİ
Cengiz Han’ın, ölümünden önce Moğol geleneklerine göre düzenlediği paylaşım çerçevesinde, büyük oğlu Cuci Yenisey Irmağı ile Aral Gölü’nün batısındaki toprakları, ikinci oğlu Çağatay Kaşgar topraklarıyla Maveraünnehir’in büyük bölümünü, üçüncü oğlu Ogedey Moğolistan’ın batı kesimiyle Tarbagatay bölgesini, en küçük oğlu Toluy ise Moğolistan’ın doğu kesimini aldı. 1229’da toplanan Moğol kurultayında Cengiz’in en sevdiği oğlu Ogedey büyük han (kaan) seçildi. Bu tarihten sonra geniş Moğol İmparatorluğu, büyük hanlığa bağlı olmakla birlikte büyük ölçüde bağımsız davranan bir dizi hanlığa dönüştü.
Cuci’nin ölümünden sonra toprakları iki oğlu arasında bölündü. ikinci oğlu Batu Han’ın kurduğu Altınordu Devleti, merkezi Aşağı Volga olmak üzere Doğu Avrupa’ya ve Kafkaslar’a kadar uzanan geniş topraklara egemen oldu. Hanlığa bağlı topraklarda Türk boylarının çoğunlukta olması nedeniyle bir süre sonra Moğolcanın yerini Türkçe alırken, Müslümanlık da egemen din durumuna geldi. Rus prensliklerini ve şehirleri vergiye bağlamakla birlikte bozkır devleti kimliğini büyük ölçüde koruyan Altınordu, zamanla güçlenen Moskova Büyük Prensliği karşısında gerilemeye başladı ve Timur akınları sonunda dağılmaya yüz tuttu. Altınordu gibi göçebe bozkır geleneklerini sürdüren Çağatay Hanlığı çeşitli iç çekişmelere sahne olmanın yanı sıra büyük hanlıkla da sık sık çatışmaya girdi. Moğol büyük hanı Möngke’nin İran’ı almakla görevlendirdiği Hulagu’nun kurduğu İlhanlılar ise büyük hanlığa bağlı kaldılar. Ama yerel kültürle hızla kaynaşmaları sonucunda Çin’deki Moğol hanlarıyla bağları giderek kesildi.





Cengiz Han’ın asıl ardılı olarak Çin’deki seferlere ağırlık veren Ogedey, Güney Song hanedanıyla kurduğu ittifakın da yardımıyla 1234’te Jin Hanedanı’na son verdi. Böylece Moğol sınırları güneyde Huai Irmağı’na kadar ulaştı. Bu dönemde Orta Asya ve İran üzerindeki büyük hanlık denetimi sürerken, Altınordu Devleti ile ilişkilerde sorunlar ortaya çıktı. Ögedey’in ölümünü (1241) izleyen naiplik döneminin ardından 1246’da büyük han seçilen Güyük, büyük hanlığa açıkça karşı çıkan Batu’nun üzerine yürümeye hazırlanırken Semerkand’da öldü (1248). Güçlü komutanların ve görevlilerin de katıldığı kurultayda Ögedey soyundan bir kişi yerine Toluy’un oğlu Möngke’nin büyük hanlığa getirilmesi benimsendi. Batu’nun önemli bir rol oynadığı bu seçim, Moğol imparatorluğu’nun bütünüyle parçalanmasını önledi. Ayrıca Güney Song Hanedanı’nın elindeki Çin topraklarına yeni akınlar düzenlemek için de elverişli bir ortam yarattı. Möngke başlangıçta Çin’i fethetme görevini kardeşi Kubilay’a verdi. Çin’deki Moğol topraklarında etkili bir yönetim kuran Kubilay’ın Nanzhao Devleti’ni yıkarak Yangtze’nin ötesine ulaşması üzerine 1257’de doğrudan komutayı üstlendi.


Möngke’nin ölümünden (1259) sonra büyük hanlık için kardeşleri Kubilay ve Arık Boğa arasında şiddetli bir mücadele başladı. Öteki kardeşi Hulagu’dan destek alan Kubilay’ın üstünlüğüyle sonuçlanan bu çekişme, aynı zamanda Moğol yöneticiler arasında beliren iki eğilimin çatışmasını yansıtıyordu. Arık Boğa savaşçı bozkır yaşamını sürdürerek kervan ticaretinden, şehirlerden ve tarımdan vergi almakla yetinmeyi savunuyordu. Oysa Kubilay Han fethedilen topraklar üzerinde yerleşik Çin uygarlığını özümleyecek yeni bir devletin temellerini atmaktan yanaydı. Kubilay’ın bu doğrultuda başkentini Karakurum’dan Hanbalık olarak adlandırılan Dadu’ya taşımasından sonra, Moğol bozkır soyluluğunun başına geçen Kaydu uzun bir süre asıl Moğol topraklarına egemen oldu. 1271’de Yuan adıyla Çin’de bir Moğol hanedanı ilan eden Kubilay, bütün Çin’i yönetimi altına aldıktan sonra giriştiği yayılma seferlerinden bir sonuç alamadı.
Çin örneğine dayalı bir bürokrasi ve Moğol soyluluğunu gözeten katı bir sınıf sistemiyle ayakta kalmaya çalışan Yuan Hanedanı, yerel güç odaklarının ayaklanmaları sonunda 1368’de yerini Ming Hanedanı’na bıraktı.
Ming Hanedanı’yla birlikte karşı saldırıya geçen Çin orduları Moğolistan içlerine kadar ulaştıysa da Moğolları boyunduruk altına alamadılar. Moğol birliğinin dağılmasına karşın, bölgesel düzeyde yeni kabile birlikleri ortaya çıktı. Moğolistan’ın batı kesimine Oyratlar, orta kesimine Cengiz Han soyundan geldiğini öne süren Küçük Hanlar, doğu kesimine ise soylarını Cengiz Han’ın kardeşi Hasar’a dayandıran Hanlar egemen oldu. XV. yy’da yeniden başlayan Moğol kabile savaşlarının ve Çin sınırlarına yönelik akınların temelinde yatan etken, gerçek bir devlet örgütlenmesi yaratmak için göçebeliğin askeri esnekliğini şehirlerin ekonomik zenginliği ve yönetim alanındaki birikimiyle birleştirme çabasıydı. Bu gelişmeye öncülük eden Oyratlar Türkistan’da bazı şehirleri ele geçirdikten sonra Ming denetiminin en zayıf olduğu Tibet’e yöneldiler. Aynı dönemde orta kesimdeki Moğol Halhalara egemenliklerini kabul ettirme girişimleri ise sert bir direnişle karşılaştı. Bunu Moğol kabileleri arasında uzun bir çekişme dönemi izledi.
Konumları nedeniyle Oyratlar gibi yayılma olanağı bulamayan orta kesimdeki Moğol kabileleri, Dayan Han döneminde (1470-1542) sağlanan birliğin ardından iç bölünmelerle yeniden zayıfladılar. Tarımı ve ticareti bir ölçüde geliştiren Altan Han, Oyratların akınlarına ve Çinlilerin baskısına karşı koymaya çalıştı. Bu sırada üstünlük bir başka Moğol kabilesi olan Çaharların eline geçti. Çahar Hanedanı’ndan gelen Likdan, Kuzey Çin’de yeni bir güç olarak yükselen Mançulara karşı Moğol topraklarını savunmak üzere çetin bir savaşa girdiyse de Moğol birliğini sağlayamadı.
ilk kez Kubilay döneminde Moğol soyluluğunun bir bölümünce benimsenen Budizmin Moğollar arasında yayılması, son büyük Moğol hanlarının dönemine rastlar. Bu gelişmenin temelinde yatan etkenler, birliği sağlamak için Şamanizmden daha ileri bir dine duyulan gereksinim ve aydın Budist din adamlarından bir bürokrasi yaratma isteğiydi. Tibet’in Moğollar için bir siyasi tehdit oluşturmaması ve Tibet dilinin Çinceye göre daha kolay olması, Moğol hanlarını Tibet manastır sisteminden yararlanmaya yöneltti. Altan Han bu amaçla Tibet’ten getirttiği bir yüksek Budist rahibi Dalay Lama unvanıyla din işlerinin başına getirdi. Din adamları hiyerarşisiyle bürokrasinin zamanla iç içe geçmesi teokratik bir devlet yapısı yarattı. Daha sonra Moğolistan’a egemen olan Mançular iki güç odağını ayırarak birbirine karşı kullanmaya çalıştılar.
buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:45 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
karşıyaka escort bursa escort bursa escort bursa escort bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis sakarya escort sakarya escort pendik escort bayan tuzla escort maltepe escort escort kartal ataşehir escort kadıköy escort bostancı escort seks hikayeleri gaziantep escort ankara escort markantalya escort gaziantep escort izmir escort