SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Eğitim > Eğitim Bölümleri > Tarih Ve İnkilap

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 12-09-2015, 10:32 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Paris Barış Antlaşmasının Önemi nedir



Kırım Harbi’nden sonra, 30 Mart 1856 tarihinde, Osmanlı Devleti ile, Avusturya, Fransa, İngiltere, Prusya, Rusya ve Sardunya (İtalya) arasında, Fransa’nın başkenti Paris’te imza adan Barış antlaşması.
On dokuzuncu asrın ilk yarısında, dünyada iki büyük İslâm devleti vardı. Birisi Osmanlı Devleti, ikincisi Hindistan’daki Gürgâniye (Timuroğulları / Babürlüler) Devletiydi. Her iki devletin sultanları, İslâm dînine bağlıydılar, hattâ İslamiyet’in bekçisiydiler. İslamiyet’i yeryüzünden kaldırmak ve kendi sömürge politikanını devam ettirmek isteyen İngiltere, kuvvetli İslâm devletlerinin bulunmasını istemiyordu. Bu sebeple İslamiyet’in bekçileri vaziyetinde olan bu iki devleti yıkmak için tasarılar hazırladı.
Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya karar veren İngiltere, böylelikle, Hindistan’daki Müslümanları başsız bırakmayı ve Hindistan’ın hazinelerine, ticaretine hakim olmayı tasarıladı. Bunu da vakit içinde muvaffak oldu.
İngiliz idarecileri, tasarılarına mâni olacağından korktukları Osmanlı Devletini de devre dışı bırakmaya çalıştılar. Osmanlılarla Rusları savaştırmaya çaba ettiler. Avusturya ve Prusya, Osmanlı-Rus Savaşının önlenmesini istedilerse de, İngilizler çeşitli vaadlerle ele geçirdikleri Mustafa Reşid Paşa’yı, harbe teşvik ettiler. Yardım edeceklerine, zafer kazanacağına, böylelikle Osmanlıların bir numaralı adamı olacağına inandırdılar. Mustafa Reşid Paşa, Bâbıâlî’de 163 kişiyi toplayarak Rusya’ya karşı harp açılmasına karar verdirdi. Bu kararı, bir hileyle, genç padişah Sultan Abdülmecid Han’a da tasdik ettirdi. Böylelikle 1853 yılında, Rusya’ya karşı harp duyuru edildi. İngilizler, Rus Çarı Birinci Nikola’nın, Kudüs’te Katoliklere karşı Ortodoksları ayaklandırdığını ileri sürerek, Rusların, Akdeniz’e inmesini istemeyen Fransa’yı da harbe soktular. İngiltere ve Sardunya (İtalya) da Osmanlı Devletinin yanında harbe katıldılar.
Kırım Harbi, Rusya’nın yenilgisiyle bitti. 1 Şubat 1856’da, Viyana protokolü ve yapılacak Barışin ana hatları kabul edildi. Savaş resmen bitti. Protokolde belirtilen asallar çerçevesinde, 25 Şubat 1856’da, Paris’te, Barış Konferansı açıldı. Bir ay 4 gün süren ve 30 Mart 1856 târihinde imza adan Paris Antlaşmasına İngiltere, Fransa, Osmanlı Devleti, Rusya, Avusturya, Prusya ve Sardunya devletleri katıldı. Konferansa Fransız delegesi Walewski başkanlık etti. Osmanlı Devletini Veziriazam Âlî Paşa ile Mustafa Reşid Paşanın erkek çocuğu Paris büyükelçisi Mehmed Cemil Bey temsil ettiler.
Osmanlı Devleti, Kırım Harbinde galip devletler arasında bulunduğu halde, Paris Antlaşmasıyla politik istikametten kayba uğradı.
34 madde olarak imza adan Paris Antlaşması, şu hususları ihtiva ediyordu:
Antlaşmanın tasdikinden itibaren bağlaşık devletleriyle Rusya arasındaki Barış, devamlı kalacak. Taraflar aldıkları yerleri iade edecekler. Osmanlılar ve diğer müttefik devletler, Rusya’ya Sivastopol, Balaklava, Kamış, Gözleve, Kerç, Yenikale, Kılburnu’nu; Rusya ise Anadolu Cephesinde işgal ettiği Kars’ı ve etrafında işgal ettiği diğer yerleri Osmanlı Devletine iade edecekler. Taraflar, harp suçlularına umumî af ilan edecekler, tutsaklar karşılıklı değiştirilecek. Osmanlı Devleti, Avrupa hukukundan yararlanacak, Osmanlı Devletinin istiklâli ve toprak bütünlüğü savunacak. Bâbıâlî’nin, 18 Şubat 1856 tarihinde, batılı devletlerin teşvik ve baskılarıyla ilan ettiği, Osmanlı Devleti uyruğu olan gayrimüslim yurttaşlara yeni haklar ve ayrıcalıklar sağlayan Islahat Fermanı, antlaşmaya taraf olan devletlerce tescil edilecek. Bu devletler, padişah ve uyruğu arasına girmeyecekler, Osmanlı Devletinin iç işlerine karışmayacaklar. Boğazlarla alakalı 1841 Londra Antlaşması aynen yürütülecek, Karadeniz tarafsız vaziyete getirilecek, bütün devletlerin ticaret gemilerine açık, ancak savaş gemilerine devamlı kapalı olacak. Osmanlı Devleti ve Rusya, Karadeniz’de donanma bulunduramayacağı gibi, tersaneleri yıkıp, yenilerini yapamayacaklar. Tuna Nehrinde erişim serbest olacak. Rusya tarafından ayrılınacak olan Tuna Nehri deltasının bir bölümü, Boğdan’a verilecek. Tuna’daki gemi işletmeciliği, Avrupa devletlerinin muhafazasında olacak. Kırım, Rusya’da kalmak koşuluyla Besarabya’nın bir bölümü, Osmanlı himayesindeki Boğdan beyliğine verilecek, Rusya, Tuna Nehri ağzından uzaklaştırılacak; Eflâk ve Boğdan beylikleri, Osmanlı himayesinde olmakla beraber sahip oldukları ayrıcalık ve haklar genişletilecek, yasalarını kendileri yapacaklar, millî bir silahlı güç bulundurabilecekler. Bu verilen ayrıcalık ve haklar, antlaşmada imzası bulunan devletlerin ortak garantisi altında olacak, hiçbir devlet bu beyliklerin iç işlerine karışmayacaktı.
Sırbistan Prensliği, Osmanlı hakimiyetinde kalmak koşuluyla tarafların kefaletinde ayrıcalıklı olacak. Devletlerin onayı alınmadan Osmanlı Devleti, Sırbistan’a hiçbir şekilde asker sokamayacak, ancak, önceden olduğu gibi birkaç Sırbistan kalesinde Osmanlı askeri bulunabilecek.
Bu antlaşmaya bağlı olarak, antlaşmaya katılan devletler arasında, 1841’de imza adan Londra Antlaşmasını yenileyen Paris Boğazlar Sözleşmesi, Osmanlı Devletiyle Rusya arasında Karadeniz’le alakalı Paris Antlaşması imza attı. Daha sonra da yeniden Paris Antlaşmasına bağlı olarak, Osmanlı Devletiyle Rusya arasında 5 Aralık 1857’de Rusya ile hudut antlaşması imza attı.
Paris Barış Antlaşmasıyla, Kırım Harbine bitirilmek suretiyle, Osmanlı Devletinin daha fazla yıpranması önlendiyse de, Osmanlı hakimiyeti altındaki Eflâk ve Boğdan ile Sırbistan’a muhtariyet verilmek suretiyle, Osmanlı Devletinin hükümranlık hakları yaralandı ve devletin bölgedeki nüfuzu azaldı. Osmanlı Devleti, direk toprak kaybına uğramadı, fakat politik ve ekonomik zarara sebep olan dış borçlanma nedeniyle, Avrupa’ya bağımlılığın kapısı açıldı. Antlaşmada, Avrupa devletlerinin, Osmanlı Devletinin iç işlerine karışmamaları belirtilmiş olmasına karşın, daha sonraki zamanlarda bu antlaşmaya dayanarak devletin iç işlerine karıştılar.
Karadeniz’in tarafsızlığının sağlanmasıyla ve Eflak-Boğdan ve Sırbistan topraklarındaki idarelerin, konferansa katılan devletlerin ortak garantisi altına alınmasıyla, bu bölgedeki Rus nüfuzu da ortadan kaldırıldı. Rusya’nın güneyinde bir tampon bölge alana getirildi. Bu suretle, Rusya’nın güneye inme ve Akdeniz’e açılma siyaseti önlendi. Bu ise, Rusya’nın Asya’da genişleme siyasetine ehemmiyet vermesine kapı araladı. Osmanlı Devleti, kurultaya, galip devletler arasında katıldığı halde, Karadeniz’le alakalı hususlarda, mağlup devlet olan Rusya ile aynı statüye tâbi tutuldu.
Osmanlı Devletinin, devletler hukukundan yararlanması ve bununla Avrupa devletler ailesinden sayılması kabul edildi. Ancak, bu husus, görünüşten ileri geçemedi. Zira Osmanlı Devletinin Avrupa devleti sayılması ve devletler hukukundan yararlanabilmesinin pratikte bir önemi yoktu. Avrupa devletleri, kendi aralarında dahi bu prensiplere pek itibar etmiyorlardı. Bu sebeple, bundan sağlanacak garantilerin kâğıt üzerinde kalması netti.
Gayrimüslimler lehine yeni hak ve imtiyazlar sağlayan ve Âlî Paşa tarafından ilan edilen Islahat Fermanının, Paris Sulh Antlaşmasında bulunması, Osmanlı Devleti aleyhine yeni kimi hususları ortaya çıkarttı. Avrupa devletleri, her ne kadar bu maddeyle Osmanlı Devletinin iç işlerine karışmamayı garanti ettilerse de, aslında bu fermanın uygulanmasından doğacak mevzularla Osmanlı Devletinin iç işlerine bu arada ve ortaklaşa müdahale edebilecekleri yeni bir kapıyı açmış oldular. Gayrimüslimlere ve Avrupa devletlerine verilen ticari imtiyazlar hüviyetindeki kapitülasyonların kaldırılmayıp, sürdürülmesi de bu müdahaleyi kolaylaştırdı.
Bu sebeplerle Paris Antlaşması, uygulama olanaklarından yoksun koşulları ile, Osmanlı Devletinin geleceği için bir garanti olmaktan uzaktı. Bu ise, sulhun uzun ömürlü olmamasına kapı aralayacaktı.
Paris Antlaşması, Kırım Savaşına katılan diğer devletlere doğrudan çıkar sağlayan bir vaziyet alana getirmedi. Ancak, endirekt olarak her devlet, kendisine göre bazı çıkarlar ele geçirdi.
İngiltere, Rusya’nın Karadeniz’deki donanma ve tersanelerinin yok edilmesi ve bu denizde donanma bulundurmasını önlemekle, sömürgeleri ve yakın doğu ticareti için büyük bir tehlikeyi, bir süre için de olsa kaldırmış oldu.
Fransa, Rusya’nın bilhassa kutsal yerler mevzusunu uydurma sebep ederek, Boğazlar ve Akdeniz’e inerek kendi nüfuz alanına göz diktiğini gördüğünden savaşa girmişti. Paris Antlaşmasıyla bu tehlike önlendi. Ayrı olarak Kırım Savaşı ve bu süre içinde yapılan ittifaklar ile evvelce kendisine karşı heyetmiş ittifak grubunu parçaladı. Antlaşmanın Paris’te imza atması ise, Fransa’nın Avrupa politikanındaki nüfuzunun yükselmesini sağladı.
Sardunya (İtalya) da, Paris Konferansına katılmakla, İtalyan birliğini kurma düşüncesini, devletlerarası bir kuruluşta tanıtma ve savunma olanağına kavuştu. Böylelikle İtalyan birliği mevzusunu, Avrupa siyasetinin konuları arasına sokturma fırsatını ele geçirdi.
Netice olarak, Kırım Savaşı nihayetinde imza adan Paris Antlaşmasıyla, Avrupa’da yeni bir politik balans heyetmiş oldu. Bütün bunlara karşın, Paris Antlaşmasının getirdiği sulh, çeşitli sebeplerle uzun ömürlü olmadı. Nitekim antlaşmanın hemen arkasından, Osmanlı Devleti ve diğer Avrupa devletleri, yeni iç ve dış problemlerle karşı karşıya geldiler.
buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:03 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
porno izle Bodrum rent a car bursa escort bursa escort bursa escort free bets bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis izmir escort sakarya travesti