SanalBilge.NET  

Go Back   SanalBilge.NET > Eğitim > Eğitim Bölümleri > Tarih Ve İnkilap

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 05-25-2015, 09:04 PM   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 14.126
Standart Atatürkün ailesinin ve yakınlarının hayatı hakkında bilgi




ALİ HIZA EFENDİ,
Mustafa Kemal’in babası (Selânik 1845 ? – 1892 ?). Debreibâlâ sancağında, Kocacık nahiyesine yerleşmiş Türkmenlerden Firari Ahmet’in oğludur. Ali Rıza Efendi, yetişkin çağa geldiği zaman, ilkokul öğretmeni olan babasının kendisine sağlayabildiği eğitimden yararlanarak Selânik’te ön*ce Evkaf İdaresi’nde, sonra da Gümrük Muhafaza Teşkilâtında küçük bir memur olarak devlet hizmetinde bulundu. Memurlu*ğu sırasında Sarıgöllü Safizade Hacı Feyzullah Ağa’nın kızı Zübeyde Hanım ile evlendi. Bu evlilikten beş çocuğu oldu ve yal*nız ikisi yaşayabildi.Mustafa Kemal okuma çağma geldiği zaman Ali Rıza Efendi yaşlanmış, yorulmuş ve işinden bıkmıştı. Bir ara memurluğu . bıraktı ve kereste ticaretini denedi; ancak, Rum çetecilerin baskı ve yağmaları yüzünden bu işten vazgeçmek zorunda kaldı; kısa süren tuz ticaretinden de sonuç alamadı. Ali Rıza Efendi, tek oğ*lunun ilkokulda olduğu sıralarda rahatsızlandı. Aşırı içki ve bağırsak veremi yüzünden yatağa düştü ve üç yıl yatakta kal*dıktan sonra öldü.
ZÜBEYDE HANIM
Mustafa Kemal’in annesi (Selânik 1665 ?• İzmir 1923). Sarıgöl’lü Safizade Hacı Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Ailenin ilk kuşaklan Orta Anadolu’dan göç ederek Selânik’in batısında, Arnavutluk sınırı yakınlarına yerleştirilen Yörüklerdi, Zübeyde Hanım Selânik’te akrabalarının yanında yaşadığı sı*rada. kendisinden yirmi yaş büyük, Ali Rıza Efendi ile evlendi. Ali Rıza Efendi Gümrük Muhafaza Teşkilâtı’nda küçük bir me*murdu. Bu evlenmeden, beş çocuk dünyaya getirdi: Fatma Ömer, Naciye, Mustafa, Makbule. Çocukların ilk üçü daha be*beklik çağında öldü. Ali Rıza Efendi öldüğü zaman Mustafa Kemal henüz ilkokul çağındaydı, Zübeyde Hanım yalnız kalın*ca Hacı Süleyman Efendi’nin Langaza yakınındaki çiftliğinde kâhyalık yapan kardeşi Hüseyin Ağa’ya sığınmak zorunda kaldı. Bir süre sonra da oğlunun okula gidebilmesini sağlayabilmek için Selânik’e döndü.
Atatürk, Çanakkale Savaşı’ndan İstanbul’a dönünceye kadar Zübeyde Hanım kızıyla birlikte Selânik’te kaldı. Bu tarihten sonra Mustafa Kemal annesini ve kız kardeşini İstanbul’a çağı*rarak Akaretlerde bir eve yerleştirdi. 1919’da oğlundan ayrıl*mak zorunda kalan Zübeyde Hanım onu ancak Ankara’da Dev*let başkanı olarak görebildi. Ankara’da. oğlunun yanında pek kısa bir süre yaşayabildi.1923 ‘te tedavi edilmek ve dinlenmek için gittiği izmir’de öldü.
Makbule ATADAN
Mustafa Kemal’in kız kardeşi (Selanik 1885 -Ankara 1958). Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra annesi Zübeyde Hanım ile birlikte Selanik’ten ayrılarak İstanbul’da, ağa*beyinin kendileri için Akaretlerde tuttuğu eve yerleşti. Orta boylu, tombulca, açık sözlü, kendisine karışılmasından pek hoş*lanmayan bir kızdı. Mustafa Kemal, Milli Mücadele’yi başlat*mak üzere İstanbul’dan ayrıldığı zaman ana-kız Akaretlerdeki evde kaldılar. Cumhuriyet’in ilânından sonra Mustafa Kemal, kız kardeşini ve annesini Ankara’ya aldı. Bir süre ağabeyinin yanında kalan Makbule Atadan, daha sonra Çankaya Köşkü arazisi içinde ve Köşk’ün batısında, kendisi için yaptırılan Çam*lı Köşk’e yerleşti. 1930’da Ali Fethi Okyar’ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası’na Mustafa Kemal’in isteğiyle girdi. Par- V tinin birkaç ay sonra kapanmasıyla Atadan’ın siyasi hayatı da sona erdi. Ağabeyinin siyasi ve sosyal hayatiyle hemen hiç bir ilişkisi olmadan Çamlı Köşk’te yaşamağa devam etti. Bu ara*da, 1935’te milletvekili olan Mecdi Boysan ile evlendi. Evlilik Boysan’ın ölümüyle sona erdi. Atadan, Mustafa Kemal’in ölü*münden sonra unutulmuş bir halde kenara çekilmiş, kendi ha*yatını yaşıyordu. Çankaya’daki Çamlı Köşk de kamulaştırılarak kendisinden satın alınmış ve Çankaya Köşkünün yabancı konuklara ayrılan bölümü haline gelmişti. Makbule Atadan ha*yatının son yıllarında Mustafa Kemal ile ilgili anılarını kendi*siyle görüşen gazetecilere anlattı ve daha sonra bunlar Büyük kardeşim Atatürk (1952) ve Ağabeyim Mustafa Kemal (1959) adlarıyla yayımlandı.
FİKRİYE HANIM
Zübeyde Hanım’ın ikinci eşinin yeğeni (Sela*nik 1697 Ankara 1924). Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’nın bas*larında Çankaya’da bakımdan yoksun bir hayat yasıyordu. Et- rafında yaverleri. seyisi0 şoförü vardı ama. kişisel hakimiyle il*gili özel hizmetlerinin hepsini Bekir Çavuş’tan beklemek zo*rundaydı. Bekir Çavuş da her şeyi, fakat elinden geldiğince yapabiliyordu. Selanik’teki dostlarından Mithat Bey bir gün Mustafa Kemal’i ziyarete gittiği zaman bu durumu gördü ve yakından ilgilendi. Mithat Bey sadece ihtiyacı görmekle kalma*mış. bu işi yapabilecek kimseyi de bulmuştu; en uygun kişi Fikriye Hanım olabilirdi.
Fikriye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ikinci eşi Calip Bey’in kar*deşinin kızıydı. Genç yaşta birMısır’lı ile evlenmişfakat. ha*rem hayatı yüzünden bu evliliği yürütemeyerek ailesinin yanı*na dönmüştü. İyi yetiştirilmiş bir genç kızdı. Mustafa Kemal’i çocukluğundan beri tanıyor ve ona daima •ağabey• diye hitap ediyordu.
Mithat Bey’in tasarısı bütün ilgililerce uygun bulundu ve Fik*riye Hanım kısa bir süre sonra Çankaya’ya davet edildi. Çok geçmeden işlere hâkim oldu ve yumuşak davranışlarıyla çev*resindekilere kendini sevdirdi, saydırdı.
Bu düzen 1923’e kadar böylece sürdü. Ancak bu arada Fikriye Hanım ciğerlerinden rahatsızlanmıştı. Mustafa Kemal’in Latife Hanım’la evlenmeye hazırlanışı. ona duygusal yönden de bağ*lanan Fikriye Hanım’ın hastalığını etkiledi. Bunun sonucu ken*dini kaptırdığı tek yanlı hırçınlık sağlığını daha da sarstı ve tedavi için, biraz da Mustafa Kemal’in ısrarıyla istemeye is*temeye Münih’e gitmek zorunda kaldı. Sinirlerini yıpratan ev*liliğin gerçekleştiğini bu tedavi sırasında öğrendi ve hemen Türkiye’ye döndü.
Başlangıçta beklenmedik olayın çıkması için hiç bir neden yok gibi görünüyordu. Birkaç gün Çankaya Köşkü’nde kaldı. An*cak, Latife Hanım’ın bu misafirlikten hoşlanmadığını anlayın*ca. Mustafa Kemal’in tavsiyesine uyarak İstanbul’a yerleşmeyi kabul etti. Çankaya’dan ayrıldıktan sonra iki gün kadar şe*hirde bir otelde kaldı ve o sırada, daha önce kaybettiği bavu*lunu buldu. Bu bavulda. Mustafa Kemal’e Münih’ten getirdiği bir armağa vardı.
kendisini tanımayan bir başyaver Rüsuhi Bey Mustafa Kemal’i görmesine engel oldu.
Bu durumun etkisi altında bir arabayla Çankaya Köşkünden ayrılan Fikriye Hanım birkaç yüz metre ileride tabancayla in*tihar etti ve kaldırıldığı hastanede. Mustafa Kemal’in direk*tifiyle gösterilen özel ihtimama rağmen kurtarılamadı.
Latife UŞAKLIGİL,
Mustafa Kemal’in eşi (İzmir 1696/. İzmir Lisesi’ni bitirdi ve yükseköğrenimini Avrupa’da tamamladı (1921). Türkiye’ye döndüğünde Kurtuluş Savaşı henüz bitme*mişti. Türk ordusunun İzmir’e girişinin ikinci günü (11 Eylül 1922) başkumandan Mustafa Kemal’in şehre geldiği duyuldu. Bunun üzerine Latife Hanım Kumandanlık karargâhına gide*rek Atatürk’ün, güvenlik gerekçesiyle Göztepe’deki konakların da kalmasını istedi, Atatürk bu çağrıyı memnunlukla karşıladı. Bu tanışma taraflar arasında devamlı haberleşmenin başlangıcı oldu. Bu arada Kâzım Karabekir, İnönü, Tevfik Rüştü Aras gibi yakınları da Mustafa Kemali evlenmeye teşvik ediyorlardı. Bu telkinlerin de etkisinde kalarak, fakat daha çok hayalinde can*landırdığı, geleceğin Batı’ya dönük Türk kadınını Latife Ha*nım’da bulacağını düşünerek, Mustafa Kemal 1923’te annesinin ölümü dolay isiyle gittiği İzmir’de Latife Hanım ile evlendi (29 Ocak 1923).
Atatürk Latife Hanım ile evlenmeye karar verdiği zaman ar*kasında yürüyen bir kadın yerine yanında dimdik duran batılı bir eş özlemini ancak onunla giderebileceğini düşünmüştü. Ama, çok geçmeden Latife Hanım’ın Mustafa Kemal’in önüne geçmek, ona hükmetmek eğiliminde olduğu ortaya çıktı. İçki*sine, arkadaşlarına ayırdığı zamana karışıyor, oldukça ağır ten*kitlerini herkesin önünde ortaya koymaktan çekinmiyor, üstelik davranışlarının karşısındaki kişide yarattığı hayal kırıklığını fark etmeden her gün biraz daha hırçınlaşıyordu. Bu gelişmenin ilk büyük çatılması bir Erzurum gezisinde ortaya çıktı ve yemek masasında meydana gelen bir tartışmanın sonunda ma*sayı terkeden, daha sonra da Mustafa Kemal ile görüşmeyi reddeden Latife Hanım, ertesi gün başyaver Salih Bozok hima*yesinde Ankara’ya gönderildi.
Bunu geçimsizliğin aşırı dereceye vardığı günler izledi. O sı*ralarda Avrupa’da tedavide bulunan. Latife Hanımdan önce Mustafa Kemal’in yakınında bulunmuş ve bakımıyla ilgilenmiş olan Fikriye Hanım’ın birden geriye dönmesi ve Çankaya Köşkü’nden ayrılırken intihar etmesi, Mustafa Kemal’in de buna aşırı derecede üzülmesi son çatışmaya yol açtı. Sert bir tartış*ma ve küskünlükten sonra Mustafa Kemal. Salih Bozok’u ya*nına vererek Latife Hanım’ı trenle İzmir’e0 ailesinin yanına gönderdi. Başbakan ve bazı bakanlar kendisini garda uğurladı*lar. Atatürk veda görüşmesini kabul etmemişti. Birkaç gün son*ra da evliliğin sona erdiği İzmir’de Latife Hanım’a tebliğ edildi. (5 ağustos 192S). O tarihten itibaren Latife Hanım derin bir ses*sizliğe gömüldü. Hatıraları hakkında hiç kimseyle görüşmedi. Ailesini kaybettikten sonra da İstanbul’a yerleşti.
Salih BOZOK
asker ve siyaset adamı (Selanik 1881-İstanbul 1941). Mustafa Kemal ile önce mahalle, sonra da okul arkadaş*lığı daha başlangıçta kaderini çizmiş oldu. İkisi de aynı okul*larda okudiıktan sonra aynı yıl Hçırp Okulu’nu bitirdiler (1902). Kısa sürecek yol ayrımı burada başladı; Salih Efendi jandarma sınıfına seçilmişti, Mustafa Kemal ise Akademi’ye devam ede*cek, kurmay olacaktı. Salih Efendi ve Mustafa Kemal kıta hiz*meti sırasında birkaç defa karşılaştılar. Bu dönemde Salih E fendi bir ara Abdülhamid’in muhafızlığını da yaptı. Mustafa Kemal Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Anadolu’ya geçme*den önce ve Suriye Cephesi’nde bulunduğu sırada Salih Efen- di’yi başyaver olarak yanına getirtti. Sürekli beraberlik böyle başladı ve Salih Bey yarbaylıktan emekliye ayrıldıktan sonra bile Mustafa Kemal’in yakınında kaldı.
Yüzbaşı Salih, Mustafa Kemal’in yanında, Heyeti Temsiliye’de görevli olçırak Ankara’ya gitti. Mustafa Kemal Meclis başka*nıyken o da Meclis başkanı başyaveriydi. Mustafa Kemal Cum*hurbaşkanı seçilince yarbay Salih de Cumhurbaşkanlığı başya*veri oldu.
Yarbay rütbesinde ordudan istifa ettiği vakit (1923) önce, o zamanki adı Bozok olan Yozgat’tan milletvekili seçildi; millet*vekilliği 1939 seçimlerine kadar her dönemde yenilendi; bu a rada Mustafa Kemal’in sofrasındaki yerini ve çevresindeki gö*revini de muhafaza ediyordu. Salih Bey bu dönemde İş Ban*kası’nın kurucuları ve hissedarları arasında yer aldı. Mustafa Kemal’in ölümüyle Salih Bozok’un dünyası da yıkılmış oldu. Milletvekilliği sürdüğü halde sağlık durumundan şikâyet ede*rek Yalova’ya çekildi ve ömrünü burada tamamladı.
Cevat Abbas GÜRER,
Mustafa Kemal’in başyaveri (Niş 1887 Yalova 1943). Mustafa Kemal Samsun yolculuğuna hazırlanır*ken yapacağı işleri iyice planladığı için yanına alacağı kimse*leri de bu açıdan seçmişti. Bunlar güvenilir kimseler olmalıydı. Cevat Abbas da seçilenler arasında yer aldı. Harp Okulu’nu Mustafa Kemal’den sonra bitirmiş (1908), İtalya, Balkan ve Bi*rinci Dünya savaşlarında bulunmuş, üsteğmen rütbesiyle katıl*dığı Çanakkale Savaşında Mustafa Kemal Cevat Abbas’ı emir subayı olarak karargâha almıştı. 1916’da Cevat Abbas yüzbaşı*lığa yükseldiği zaman da aynı görevde kaldı. .16 mayıs günü Samsun’a gitmek üzere Bandırma vapuruna binerken, merkezi Erzurum’da bulunan IX. Ordu Kıtaatı Müfettişliği başyaveriydi. Cevat Abbas, Samsun’dan Erzurum’a varıncaya kadar Mustafa Kemal’in yazışma işlerini yönetti. Erzurum Kongresi arifesinde İstanbul Hükümeti’nin görevlerine son vermesi üzerine buna tepki olarak Mustafa Kemal askerlikten ayrılınca Cevat Abbas da aynı hareketi yaptı; Kongre sonunda seçilen Heyeti Temsiliye’nin başkâtipliğine getirildi. Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti mensuplarının Meclisi Mebusan seçimlerine girebilmeleri görüşü benimsenince Bolu’dan milletvekili seçildi ve İstanbul’a gitti. Meclisi Mebusan dağı*tıldıktan sonra Ankara’ya döndü ve Birinci T.B.M.M.’ye Bolu milletvekili olarak katıldı. Erzurum’da istifa etmesiyle son bu*lan askerlik hayatı 1920’de yeniden başladı ve yüzbaşı rütbe*siyle Kurtuluş Savaşı’na katıldı, bu arada Yozgat Ayaklanma*sı nın bastırılmasında yararlık gösterdi. Bu çalışmalarından dolayı kendisine İstiklâl Madalyası verildi; rütbesi de 1923’te binbaşılığa yükseltildi. Kurtuluş Savaşı1 nın bitiminden sonra Ce*vat Abbas’ın hayatında yeni bir dönem başladı. 1924’te kurulan ve başlıca ortakları Kılıç Ali, Nuri Conker, Recep Zühtü, Salih Bozok gibi, Mustafa Kemal’in yakınlarından meydana gelen İş Bankasının kurucuları ve hisse sahipleri arasında Cevat Ab*bas da vardı. Daha sonraki siyasi tartışmalardanmış Bankası Grubu» olarak anılan kişiler arasına giren Cevat Abbas iş ha*yatına atıldı.
Gürer’in yasama hayatı, 1941 yılına kadar aralıksız olarak beş dönem sürdü. Bu arada Mustafa Kemal’in yakınlarından biri olarak Çankaya Köşkü’nün gedikli misafirleri arasında kaldı ve Mustafa Kemal’in çevresiyle ilişkilerinde daima etkili oldu. Mus*tafa Kemal’le ilgili hatıralarını, Ebedi şef kurtarıcı Atatürk’ün zengin tarihinden birkaç yaprak (1939) adlı kitapta topladı.
Muzaffer KILIÇ,
Mustafa Kemal’in yaveri (İstanbul 1897-Anka*ra 1959). Harp Okulu’nu topçu teğmeni olarak bitirdi. Galiçya Cephesi’nden sonra Filistin’de VII. Ordu Müfettişliği yaverliği yaptı ve bu sırada VII. Orduya komuta eden Mustafa Kemal’in karargâhına geçti, kumandanın emir subayı oldu. Bu beraber*lik 1930 yılına kadar sürdü. Çanakkale savaşlarına da Mustafa Kemal’in yaveri olarak katılan Muzaffer Kılıç, Samsun’a çıkış*ta da IX. Ordu Kıtaatı Müfettişliği’nde görevli görünüyordu. Erzurum ve Sivas kongrelerinde, Heyeti Temsiliye çalışmaların*da Mustafa Kemal’in sivil karargâhında kaldı; Ankara’ya gel*dikten sonra görevini sürdürdü. Kılıç Ali’nin yakınlarından oluşu kendisine bir ölçüde hareket serbestliği sağlıyordu. Muzaffer Kılıç, Cumhuriyet’in ilânından sonra, baştan beri Mus*tafa Kemal’in yanında bulunan öteki subaylarla birlikte terfi etti ve yüzbaşı oldu. Çankaya Köşkü’ndeki görevini aksatma*dan Ankara Hukuk Mektebi’ne girdi ve 1928’de burayı bitirdi. 1930’da kendi isteğiyle ordudan ayrıldı ve İstanbul’a yerleşti. Kısa bir süre sonra da iş hayatına atıldı. Ticaret yapıyordu; bir nebati yağ fabrikası kurdu. Bu arada İstanbul Şehir Meclisi üyeliğine seçildi ve uzun yıllar burada kaldı. Aynı zamanda An*kara Anonim Türk Sigorta Şirketi’nin de yöneticisiydi. 1939’da bir dönem Giresun milletvekilliği yaptı.
1959’da özel işlerini izlemek için Ankara’ya giden Muzaffer Kı*lıç Kızılay’da, sokakta geçirdiği bir kalp krizi sonunda öldü.


buse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:02 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
karşıyaka escort bursa escort bursa escort bahis güvenilir bahis illegal bahis bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis tuzla escort seks hikayeleri gaziantep escort bayrampaşa escort gaziantep escort malatya escort kayseri escort eryaman escort pendik escort tuzla escort kartal escort kurtköy escort kızılay escort kayseri escort seks filmi izle halkalı escort avcılar escort ankara escort mersin escort etlik escort sincan escort kızılay escort rus escort maltepe escort pendik escort kadıköy escort ümraniye escort ataşehir escort üsküdar escort kartal escort mersin escort mersin escort